moonyou:

Bu Dünya, #Filistin'li bir kadının #İsrail'in gaz bombalarında çiçek yetiştirdiği bir Dünya! //

Palestinian woman plants flowers in Israeli army tear gas grenades:

"Yüzünü gördüğüm ve kalbimin kıpırdadığını hatırladığım ilk andan bu yana, attığı her adımını bir hadise bilerek yazdım. Hadiseydi onun gülümsemesi, o gülümserdi de evren nasıl titremezdi? neredeyse kaç soluk aldığını kaç soluk verdiğini sayacaktım. Öyle yazacaktım"

banageldiler:

Bir gün kendinizden 91 cm. uzakta yaşadığınızı fark etmeye başlasaydınız ne olurdu? Tüm hayatınızı buna göre planlamak zorunda kalsaydınız? Telefonu 91 cm. uzaktan açsaydınız..kanalları değiştirirken, tuvaletinizi yaparken bile hep ‘aslınızdan’ 91 cm. uzakta olsaydınız? Kendinize uzakta…Ne hissederdiniz?

Acaba siz kendinizden ‘kaç cm.’ uzaktasınız hiç düşündünüz mü?

Buna uyum sağlamak için neler yapıyorsunuz? Yarın sabah alarmla başlamayacak mısınız kendinizden uzak şeyler yapmaya? Uyum sağlamaya çalışmayacak mısınız etrafınıza? ‘Garip’ görünmemek için yorulmayacak mısınız?

'Kendinden uzaklaşmak' üzerine bir şeyler düşünenlerin mutlaka izlemesi gerektiğini düşündüğüm, 2008 yapımı, Jérémy Clapin imzalı, kısa bir Fransız animasyonu; Skhizein

Sizin için Türkçe altyazılısını bile buldum, hadi yine iyisiniz.

"…ve tüm istediğim, olmam gereken yerde olmak."

misirtanricasi:

Oyayla bir yolculuğun daha sonuna geldik. 2haftanın sonunda kapanış Aydın leman kültür. 2hafta boyunca her gece işsiz bi şekilde kahve sigaralara doyamadık. Bundan sonraki kıvırcıkla maceralar albümüne ileriki haftalarda devam edicez. Öpüldünüzzzz

Gençler hayatınızda bi Rana yoksa yaşamak gerçekten çok zor. Bir hafta Manisa bi hafta Aydın derken bir dönemi daha kapattık. Unutmadan bir ara size Rana’yı anlatayım uzun uzun yazdım bunu da aklımda ;)

Sigara Üzerine

Bir gün sigara içmeye başlayacağımı ben hep biliyordum. Ben babası işten geldiğinde içeceği sigarayı kültablasına koyup hazır eden bir kızdım. Çubuk krakerlerden kendisine sigara yapan bir kızdım. Balkonda, pencerede annesi babası uyuyunca sigara içmeyi deneyen bir kızdım. Kendi evinin sokağında gözünü karartıp iki üst dönem Özge ablamızın verdiği sigarayı içebilen bir kızdım. Küçüklükten böylesine bir özentiyle büyümüş ve fırsatını bulduğu anda da başlamış bir kız oldum. Önce arkadaşlarımdan içtim kahveyle çayla güzel oldu. Sonra baktım olmuyor kendi paketimi aldım. Başlarda devam etme, tekrar içme ihtiyacı hissetmedim. Yağmur yağdı, teras güzeldi, sohbet güzeldi derken canım sıkıldı, moralim bozuldu sigaranın rahatlatmasına ihtiyaç duymaya başladım. Sonra kahvaltının ardından bir tane yakayım oldu sonra yemeğin ardından falan filan. Lan ben bir tane sigara içince başı dönen insan dedim ki sen napıyorsun? Özentilik büyük sıkıntı. Ben özendim yalanı yok. Ama tüm bunları yapan benle babası sigara içmeyi bıraktıktan sonra annesiyle kavga edip yeniden içmeye başlayınca, ağlayan kızdım aynı zamanda. Ablası sigara içtiğini söylediğinde ağlayan kızdım. 

Kendime hep ciğer benim ciğerim hayat benim hayatım dedim. Lan bir daha mı gelicez dünyaya dedim. Ve evet dünyaya bir daha gelmiyoruz abi gelemiyoruz bu yüzden benim bu hayatı yaşayabileceğim en iyi şekilde yaşamam, bu bana verilen vücuda en iyi şekilde bakmam gerek.

Biz hep bu resimleri, sigara içerken karizmatik olan insanları görüyoruz. İtirazım da yok çok güzeller yakışıklılar ama hayat böyle gitmiyor güzel kardeşim.

image

image

Gerçekte olanlarsa işte bunlar

image

image

Çirkin olduklarını biliyorum ama inanın daha çirkin resimlerde var. Lan o reklamda adamın damarını sıkıp içinden çıkardıkları şeyi görünce tiksinmeyenimiz oldu mu?

Ben mesela uzun süre tel takmak zorunda kalmış biri olduğum için dişlerime hep bakardım. Kendi çapında da gayet beyazlardı. Şimdi iki kat fazla özen gösteriyorum ama sararmanın önüne geçemiyorum lan geçemiyorum. Bu kadar küçük bir şey bile beni rahatsız ederken ben neden hala sigara kullanıyorum?

Üzerine biraz düşünmek sorgulamak gerek sanırım özenmenin özendirilmenin bir mantığı yokmuş gerçekten yokmuş. Sigarayla seksi durma amk ölür müsün? Bu nedenledir ki ben artık içmiyorum ve gerçekten de böylesine salak bir kız olmuş olduğum için üzülüyorum. Bir daha bilinçsizlik ederek sigara içen yakışıklı/güzel herhangi bir insan fotoğrafı da paylaşmayı düşünmüyorum.

Bir süre bir şey yazmayacağım demiştim ama bunu yazmam gerekiyordu en azından kendim için. 

Tekrar sağlıcakla kalın.

Taşınmak dediğimiz hadiseyi yaşadığın şehirden bambaşka bir şehre gidip orada yeni bir düzen kurmayı yalnızca ben bu kadar abartabilirdim sanırım. Taşınmalardan nefret ederim; toplanırken parça parça koli dolan odalardan, hangi koliye koyacağını bir türlü kestiremediğin arada kalmış eşyalardan. Bu konuda hiç açık görüşlü değilim olamadım da. Ne yazık ki alışmak benim en zayıf noktalarımdan biridir. Bilen bilir ben hep aynı insanlarla aynı yerlerde takılırım, çünkü yeni olanı farklı olanı yadırgıyorum. Tam üç sene önce Turgutlu’dan taşınırken aylarca üzülmüştüm. Çünkü beş senede orası benim evim olmuştu. Orada çok hoşlandığım bir çocuk vardı. Taşındıktan sonra iki sene yüzünü hiç görmedim o iki sene de kendisini hiç unutmadım. Çünkü yeni birinden hoşlanmak da tıpkı bir yerden bir yere taşınmak gibi zor ve külfetli benim için.

Bu evde geçirdiğim ilk geceyi hatırlıyorum buradan ölesiye nefret ettiğimi. Şimdi yeniden durup bakınca bu odada yaşadığım onca şeyi hiç kimsenin bilmediği şeyleri düşünüyorum. Annemler uyurken gece pencereyi açıp gizli gizli sigara içmeye çalışmalarımı. Artık duvardan sökmem gereken o posterleri yapıştırdığım zamanları hatırlıyorum mesela. Elimde her yeni posterle gelişimde söylenen annemin sesini yeniden duyuyorum. Nefret ederek taşındım kabul çünkü Turgutlu’da da çok hatıra bırakmıştım ama sonra sevdim burayı vallahi de sevdim.

Bu kadar lanet edişime aldanmayın demiştim Aydın’ın da bir zararı yok aslında ama boş bomboş orası. İstanbul’u da seviyorum mesela ama dönüp baktığımda ne mutlu eden ne hüzünlendiren tek bir hatıra bile yok benim için. Burada geçtiğim her sokağın bir anısı var her döndüğüm köşenin bir olayı. Biz Leman’la dershane çıkışı evlere ayrılmadan önce bütün gün birlikte olduğumuz ve ertesi sabah yine aynı güne uyanacağımız gerçeğini unutup en az yarım saat daha dedikodu yapmadan gitmezdik o köşe başından. Şimdi Leman canı sıkıldığında kimi parka çiğdem çitlemeye çağıracak, Rana saat on birde biten otobüsler yüzünden kimin evinde kalacak. Of şimdi Deniz havuza bensiz mi gidecek yani?

Beni bırakın ben bir koşu gidip ağlayayım. Sonra da odamdaki posterleri sökmem gerekecek. Hala toplayamadım odayı elim gitmiyor hiçbir şeyi kaldırmaya bu oda böyle güzel anılarım böyle güzel onlar Aydın’a yakışmayacak. Söz bu son yazıydı ne edebiyat yaptım be taşınıyoruz diye. Bir süre ne yazmayı ne de buralarda takılmayı düşünmüyorum zaten.

Gözlerinizden öperim.

Bu eylülde dördüncü senesini dolduracak bir günlüğüm var. O defteri elime alıp yazma ihtiyacı hissettiğim o ana şükrediyorum vallahi. Günlük tutmak için geç kalmadınız şayet yoksa beceremediyseniz senelerdir bi defter alıp başlayın bence yazmaya. Tam yazılacak anlatılacak yaşlardayız çünkü. Hani Türkçe derslerinde günü gününe yazılan yazılardır diye tanımladık ya hep siktir et ablası onları günlük senin istersen günde beş kez yazarsın istersen beş günde bir. Ama sen yaz yeter ki. Dönüp onları okumanın verdiği keyif yemin ediyorum hiçbir şeyde yok. Ağlayasım geliyor bazen lan diyorum ben bu yazıyı yazdığım zamanı dün gibi hatırlıyorum. Dönüp dönüp okudukça tüm o yazıları yazarken ne hissettiyseniz hatırlıyorsunuz bu her zaman güzel değil belki her zaman mutlu da etmiyor ama olsun yine de o defter benim tüm dünyam olmuş meğer.

"Ergen kızlar gibi her gün günlük yazar oldum.Ama ne yapabilirim içimdekileri anlatma ihtiyacı hissediyorum. Çünkü AŞIĞIM. Çünkü bir çocuktan çok hoşlanıyorum.."

"Ne olur biri silkelen ve kendine gel desin artık bana kafam o kadar dağınık ki toparlayamıyorum.."

"Bugün resmen tuvalet bastık ve ilk defa ciddi ciddi kavga ettim. Bileklerimde ve ellerimde yolunmuş yerler olsa da genel itibariyle gayet iyiyim.. :D"